İstanbul 7°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Serap Hanım, AKP demokrat mı oldu! 

  • Borsa da halkı kin ve düşmanlığa tahrik ediyor

  • Galatasaray Avrupa’da niye başarısız!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

Serap Hanım, AKP demokrat mı oldu! 

Köşe Yazısı

Fatih Altaylı

Şubat 23, 2025

Yazı İçeriği

  • Serap Hanım, AKP demokrat mı oldu! 

  • Borsa da halkı kin ve düşmanlığa tahrik ediyor

  • Galatasaray Avrupa’da niye başarısız!

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Borsa da halkı kin ve düşmanlığa tahrik ediyor 

CHP oylarıyla Gelecek Partisi’nden milletvekili olan Prof. Serap Yazıcı partisinden istifa edince, “Herhalde CHP’ye katılacak” diye düşündüm bir an.

Çünkü 2023 seçimleri öncesi kendisi defalarca Teke Tek’e konuk oldu, AKP ile, AKP Genel Başkanı ile ilgili fikirlerini anlattı, AKP’ye muhalefet etme gerekçelerini sıraladı.

Ve bunu yaparken de, 2013 yılına kadar AKP’yi desteklediğini söylemeyi de ihmal etmedi.

AKP’ye ağır eleştiriler yöneltmeye başlamış olmasının gerekçesini ise AKP’nin artık antidemokratik yollara sapmış bir parti olması ve başkanlık sisteminin Türkiye’yi uçuruma götürmesi olarak aktardı.

Tutarlı bir yaklaşımdı.

Çünkü katıldığı bir Abant Platformu Toplantısı’nda, yani FETÖ’nün ünlü organizasyonunda, anayasa hukukçusu olarak bir konuşma yapmış ve o zaman da, “AKP’li bir adayın cumhurbaşkanı olması, yeni bir başkanlık sistemini beraberinde getirecektir. Türkiye zor günlere gebedir” demişti.

Serap Yazıcı’nın bu sözleri, geçmişte AKP’yi destekleyen bir diğer anayasa hukukçusu Prof. Ergun Özbudun’a sorulduğu zaman o da “Bütün güçleri başkanın elinde temerküz ettiren bir nevi Süper Başkanlık Sistemi’ni demokratik bir sistem sanmıyorum” demiş ve eklemişti, “Bu demokratik bir sistem değil ama Erdoğan seçilirse fiili olarak bu sisteme geçilecek.”

Serap Yazıcı ile Ergun Özbudun bu fikri yakınlıklarını daha sonra daha da yakın bir hale getirmek için evlenmişlerdi.

2014 yılından bu yana bunları söyleyen, AKP tipi bir başkanlık sistemine karşı çıkan, Erdoğan’ı sert biçimde eleştiren, iktidarı antidemokratik olmakla eleştiren o Serap Yazıcı Özbudun bugün AKP’ye katılıyor.

İlkeli bir hukukçu olarak, fikrinin değişmesinde ve dün ağır biçimde eleştirdiği saflara katılmasında mutlaka somut gerekçeler vardır.

Herhalde artık AKP’yi daha demokrat buluyor.

Serap Özbudun bunun nedenini açıklamalı ve hepimizi aydınlatmalıdır.

-       Gazetecilere açılan soruşturmalar ve tutuklamalar mı

-       Belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyum atanması mı

-       Siyasetçilerin tutuklanıp cezaevine koyulması mı

-       Parti genel başkanlarının tutuklu yargılanması mı

-       Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmaması mı

-       İş insanlarının iktidarın hoşuna gitmeyen eleştiriler yapınca gözaltına alınıp, sorgulanması ve haklarında dava açılması mı

-       AKP adayının karşısına çıkması muhtemel rakiplerin yargı oyunlarıyla saf dışı edilmeye çalışılması mı

Hangisi Serap Yazıcı’nın AKP’nin yeniden demokrat olduğuna inanmasına yol açtı?

Serap Yazıcı bunları bize anlatırsa belki biz de onun yaşadığı aydınlanmayı yaşarız.

Serap Yazıcı bunları bize anlatmalıdır. Hayatını kaybeden eşi Ergun Özbudun’a da bunu anlatmalıdır.

Ama önce vicdanına anlatmalıdır.

Anlatabilirse…

İktidarın hoşuna gitmeyen her şeye soruşturma açılmaya başlanınca Borsa İstanbul da bundan nasibini aldı.

Cuma günkü düşüşe sorumlu arıyorlar.

Oysa uzmanların söylediğine göre ortada yeni bir şey yok.

Konunun arkasında iki banka var.

Biri yerli, diğeri yabancı.

Bu iki banka uzunca bir süredir yasal olmadığı iddia edilen bir şekilde açığa satış yapıp para kazanmışlar. Kimse de bir şey dememiş, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) göz yummuş.

Muhtemelen bu kez bir dedikodu yayıp, sonra da işlem yapmışlar. Piyasa da zayıf olunca bu işler kolay.

Yıllardır yapılan iş bu kez hedef oldu.

Troll saldırısı ile de mesele büyüdü.

SPK soruşturuyor.

Konu, iş dünyasının güçlü bir grubunun üzerinde yeni bir Demokles Kılıcı sallandırmak gibi duruyor.

SPK de aynen yargı gibi kullanılan aparatlardan bir tanesi.

Mesele gerçekten yatırımcıyı korumak olsa son yıllarda yapılan halka arzların yarısı palavra, onları engellerdi SPK.

Hele hele bir mesele var ki, kabak gibi duruyor karşımızda.

Reeder diye bir firma.

Çok ucuza elektrikli araç yapacağını açıkladı. Havalı toplantılar ile.

Millet de inandı.

Şirketin hisseleri uçtu.

0’a yakın olan hisseler 80’e tırmandı.

Aradan birkaç ay geçti.

Vurgunlar vuruldu.

Ama ortada bir araç falan yok.

Sonra aynı şirketten bir açıklama “Vazgeçtik, yapmıyoruz”.

Hoooop, hisseler başladığı yere döndü.

Yüzbinlerce kişi açıkça dolandırıldı.

SPK ne yaptı?

Hiiiç!

Ama şimdi yıllardır yapılan bir işlem türünü yeni fark etmiş gibi soruşturma.

Aman dikkat etsinler.

Halkı kin ve düşmanlığa tahrikten yapmasınlar soruşturmayı.

Ya da doğru olmayan bilginin alenen yayılması falan da demesinler.

El alışkanlığı ile olur mu, olur!

Unutmasınlar, bu bir SPK suçu.

Soruşturmayı oradan yürütsünler.

Baktılar olmuyor, etki ajanlığı falan diyebilirler.

Ama o son çare.

Hiçbir şey bulamazlar ise.

Galatasaray Avrupa’da niye başarısız!

Yarın bir derbi var. Türk futbolunun en önemli derbisi.

Galatasaray-Fenerbahçe maçı.

Ne maç, ne de sonucu zerre ilgimi çekiyor.

İzlemeyi düşünmüyorum.

Taraftarı olduğum ya da alışkanlıktan ötürü kendimi hâlâ taraftarı zannettiğim kulübün son yıllarda Avrupa’da yaşadığı hezimeti düşünüyorum daha çok.

Üç yıldır elindeki son derece değerli kadroya rağmen, Avrupa’daki başarısız ve hatta utanç verici sonuçlarını.

Fenerbahçeli dostlarımız ise bu durumla dalga geçiyor hatta ötesine geçip bunu Galatasaray’ın Türkiye liginde kayrılmasına ama Avrupa’da böyle bir durumun olmamasına bağlıyorlar.

Ben ise pek o kanaatte değilim.

Geçmişte Galatasaray’ın Avrupa’da fırtına gibi estiği yıllarda, Fenerbahçe ligi domine eder ama Avrupa’da bir türlü başarılı olamazdı.

Ben bunu dışardaki yapılardan daha çok kulüplerin içindeki yapılara bağlıyorum.

Fenerbahçe’nin Türkiye liginde başarılı, Avrupa’da başarısız olduğu yıllarda Fenerbahçe yönetimlerine bakın.

Başkanlar Tahsin Kaya, Metin Aşık, Hasan Özaydın, Ali Şen gibi isimlerdi.

O yıllarda Galatasaray’da ise Prof. Ali Uras, Dr. Ali Tanrıyar, Alp Yalman, Faruk Süren gibi isimler başkanlık yaptı.

Yani yöneticiler arasında vizyon ve hayat tarzı farkı vardı.

Mesele para falan değildi.

2002 yılında benim 2. başkan olduğum dönemde, Barcelona’ya gol averajı ile elenip Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final kapısından döndüğümüz yılın futbol bütçesi 14 milyon dolardı.

Bugün oynatmayacakları bir futbolcuya o parayı veriyorlar ama başarı yok.

Nedeni açık…  

Bugün Galatasaray’ı yönetenlere bakın.

Yeni Türkiye’nin Galatasaray’a giriş kapısı olan GSİAD yöneticileri, Simit Sarayı Abdullah Kavukçu, İbrahim Hatipoğlu, Nihat Kırmızı, Maruf Güneş gibi isimler.

Fenerbahçe’de ise Ali Koç, Nezih Barut, Ergun Özen, Erol Bilecik gibi isimler aynı koltuklarda oturuyor.

Ne demek istediğimi herhalde anlıyorsunuz.

Mesele bir vizyon, bir görgü, bir hayata bakış farkı aslında.

Siz içeriye uygun bir yönetim kurarsanız içerde, dışarıya uygun bir yönetim kurarsanız dışarda başarılı oluyorsunuz.

İkisini birlikte başardığınız zaman ise Faruk Süren yönetimi gibi efsane oluyorsunuz.

Ama emin olun, bugünün Galatasaraylıları Faruk Süren’den pek de hoşlanmıyordur.

Eski Galatasaraylıların mevcut Fenerbahçe yönetiminde muhtemelen daha fazla tanıdığı vardır.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Hastalığı inkar edenleri tedavi etmenin mümkün olmadığını anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Bayrakçı: Muhalefetin gerçek oyu anketlere yansımıyor
Köşe Yazıları
Bayrakçı: Muhalefetin gerçek oyu anketlere yansımıyor

Fatih Altaylı

Mart 19, 2026

Post-operatif
Köşe Yazıları
Post-operatif

Fatih Altaylı

Mart 18, 2026

Yuh artık
Köşe Yazıları
Yuh artık

Fatih Altaylı

Mart 17, 2026

  • Videolar

Tümü
"Tarihin en hızlı yok oluşlarından birini yaşıyoruz!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı - Teke Tek Kitap"Tarihin en hızlı yok oluşlarından birini yaşıyoruz!"📚 Teke Tek Kitap’ın bu bölümünde Ed Yong’un “Muazzam Dünya” ve Turan Akıncı’nın “İşgal” kitaplarını ele aldık. Bilim ve tarih ekseninde farklı perspektifler sunan bu iki eserin anlattıklarını, arka planlarını ve okura sunduğu fikirleri birlikte değerlendirdik. 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 05:15 Ed Yong'dan "Muazzam Dünya" kitabına ön bakış 10:36 "Muazzam Dünya" kitabında geçen "Umwelt" kavramı nedir? 15:33 Canlıların dünyasına yapılan müdahaleler nelere yol açabilir? 22:20 Turan Akıncı'dan "İşgal" kitabı 28:32 Kurtuluş Savaşı'nda İstanbul nasıl işgal edilmişti? 33:27 Atatürk'ün silahlı fotoğrafının olmamasının sebebi nedir? 36:57 Kitapta olan Sultan Vahdettin hikayeleri 38:26 "İşgal" kitabının kaynakçası ve dayanakları 42:28 Fatih Altaylı'nın cezaevinde okuduğu kitaplar 49:02 Kapanış Yeni bölümü izlemeyi unutmayın, görüşlerinizi ve okuma önerilerinizi yorumlarda bizimle paylaşabilirsiniz.
Mart 16, 2026
Sanayi Devrimi ve Kapitalizm ilişkisi görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimSanayi Devrimi ve Kapitalizm ilişkisiShark Ninja Hava Kontrol Sistemleri https://www.sharkninja.com.tr/collections/hava-kontrol-sistemi-urunleri?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=sponsorluk&utm_campaign=shark_teke_tek_bilim 00:00 Giriş 07:14 Sanayi Devrimi nedir, ne zaman başladı? Kapitalizm ile arasında bir bağ var mı? 18:25 Kapitalizm neden İngiltere’de başladı? 27:37 Modernite ile kapitalizm arasındaki fark nedir? 37:32 Sanayi Devrimi trenin gelişmesiyle mi başladı? 43:26 Türkiye’nin kapitalizmi ve Sanayi Devrimi’ni yakalayamamasının nedenleri 54:12 Ford’un işçi sınıfını üst konuma çıkarması nasıl oldu? 1:01:36 Sanayi Devrimi'nin Osmanlı’ya geç gelmesinin nedeni nedir? 1:05:53 Türk modernleşmesi Tanzimat’la mı başladı? 1:22:40 Modernleşmek refah için şart mıdır? 1:37:04 Kapanış
Mart 15, 2026
"Uzun yaşamın ilk maddesi güçlü bacak kasları" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Dr. Deniz Şimşek"Uzun yaşamın ilk maddesi güçlü bacak kasları"Vitafenix takviye edici gıda ürünlerinde 14–16 Mart’a özel indirim fırsatlarını kaçırmayın! Bilimsel yaklaşımla geliştirilen Vitafenix takviye edici gıda formülasyonları, Magna P, Kreatin, D3K2 ve daha birçok özel içerikle vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve yağ asitlerini dengeli şekilde desteklemeyi hedefler. Sinerjik içerik yaklaşımıyla geliştirilen Vitafenix ürünleri; enerji metabolizması, bağışıklık sistemi ve genel sağlık için destek sunar. Kaliteli içerikler, bilimsel yaklaşım ve güçlü formülasyonlar Vitafenix’te bir araya geliyor. 🛒 Kampanya tarihleri: 14–16 Mart 📲 Detaylı bilgi ve alışveriş için: https://vitafenix.com #işbirliği Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 05:03 Kasların sağlık açısından önemi nedir? 12:01 Takviyelerin bacak sağlığı için bir faydası var mı? 16:49 Arjinin takviyesi 19:16 Piyasada satılan kreatinler güvenilir mi? 20:35 Diğer takviyelerin kreatin ile karşılaştırması 27:01 Kreatinin duygusal etkileri 33:05 Magnezyum kullanımı 36:37 D vitamininin fazlasının zararı var mı? 38:31 K2 vitamininin MK7 formu 39:55 Kreatin nasıl kullanılmalı? 42:42 Kreatinin zararı var mı? 44:11 İyi kreatin nasıl anlaşılır? 46:01 Kreatin kullanımında kadın-erkek farkları var mı? 52:45 Glisin nedir? 58:52 Marketlerde satılan kemik suları güvenilir mi? 1:01:38 Protein tozları ne kadar güvenilir, kreatin ile birlikte kullanılabilir mi? 1:03:37 Aralıklı oruç sağlıklı mı? 1:06:05 Yumurta yararları? 1:09:05 Hayvansal protein ve bitkisel protein farkları 1:11:33 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Mart 14, 2026